Gönderen Konu: Atatürk'ten Hatıralar  (Okunma sayısı 1694 defa)

Çevrimdışı E-Okul

  • KURUCU
  • Deneyimli Üye
  • *****
  • İleti: 644
Atatürk'ten Hatıralar
« : 29 Mayıs 2008, 16:12:48 »

Günlerden bir gün İtalyan Büyükelçisi, Atatürk ile görüşmek ister ve
huzura kabul edilir. , zamanın muhtelif ekonomik-siyasi konuları hakkında konuşulduktan sonra, Büyükelçi:
-Ekselans, dün Roma ile yapmış olduğum bir görüşmede hükümetimizin
Hatay’ı almak istediği kararını size iletmem söylendi" der.
Odada buz gibi bir hava eser. Ata, büyükelçiye bir şeyler daha ikram
eder ve iki dakikalığına odadan ayrılır. Döndüğünde ayağında çizmeleri, üzerinde mareşal üniforması, belinde tabancası vardır. Doğruca masasına gider, manyetolu telefondan Mareşal
Fevzi Çakmak'ın bağlanmasını ister ve Çakmak' a:

-Pasa, İtalyan dostlarımız Hatay'a gelmek istiyorlarmış. Hazır
miyiz?
Fevzi Çakmak durumu anlar ve "Biz hazırız Paşam" diye yanıtlar...
Ata, Büyükelçiye döner ve: "Biz hazırmışız. Hükümetinize söyleyin, ne zaman isterlerse gelip Hatay’ı alabilirler" der.......

İşte Cevap

Cumhuriyet'in ilânından sonra İstanbul'da bir kabul töreni verilir. Tüm dünya ülkelerinin elçileri ve ataşeleri de davet edilir. Davet güzel bir şekilde devam etmektedir, fakat İngiliz ataşesi olan binbaşının bakışları Mustafa Kemal'in gözünden kaçmaz. Bütün davet boyunca kendisine dik dik bakmıştır ve bakmaya devam etmektedir. Ne olduğunu öğrenmek için yaverini gönderir. Yaver Mustafa Kemal'e şöyle der:

Paşam kendisine neden ters bir tavır takındığını sordum, o da bana Mustafa
Kemal'in Çanakkale'de babasını öldürdüğünü söyledi.
Bunun üzerine Mustafa Kemal şöyle der:

-Git sor bakalım babasının Çanakkale'de ne işi varmış?

Kurtuluş savaşından bir hatıra

İzmir kurtuldu, çok tatlı bir yorgunluk, Ankara’ya hareket edecekler. Ertesi gün kompartımanın kapısını çalar yaveri, açar yorgun, bitkin, kravatını yıkamaktadır Atatürk.
Yaveri "ya paşam bu ne hal hiç uyumadınız herhalde niye böylesiniz" der. "Ya çocuk kompartımanıma yastıkla battaniye koymayı unutmuşsunuz. Kolumu yastık yaptım ağrıdı setremi yastık yaptım üşüdüm bende uyumadım kalktım" der.
Yaveri; "aman paşam! Birimize haber vereydiniz hemen size bir yastıkla battaniye getirirdik" der.
Ve bir ülke kurtarmaktan dönen komutan söylüyor bunları tarihi bir cevap der ki:

-Geç fark ettim hepiniz en az benim kadar yorgundunuz. Hiç birinize kıyamadım.
Önemli olan benim uyumam değil milletimin rahat uyuması.

Hastalığa ilk teşhis konulduğu sıralarda Profesör Pittard. Eşi ve Bayan Afet İnan'la birlikte Atatürk'ün huzurundaydık. Atatürk'ün yüzündeki renksizliği sezen Pittard:
- Efendim, bu kadar işleriniz arasında dil ve tarih üzerindeki çalışmalarınıza biraz ara verseniz olmaz mı? Dedikten sonra ilave etti.

- Sonra kın aşınır, örselenir Paşam!

Atatürk kılıcın millet kının da devlet başkanı olduğunu demeye getirerek:
- Kın aşınsın, örselensin ziyanı yok. Yeter ki. Kılıca bir şey olmasın! Bunun üzerine Profesör:
- Ekselans, ben sizin fikrinizde değilim. Kın da bulmak güçtür, dedi.

Yazar ve Gazeteci Falih Rıfkı Atay Atatürk'le ilgili bir anısını anlatıyor:
"Coşkun ve cümbüşlü bir geceden sonra, Çankaya'daki evine gitmiştim. Kendisine dedim ki:
- Şimdiye kadar sizin için ecnebi dillerde yalnız Frenkler yazdılar. Biz yanınızdayız. Sizi onlardan daha iyi tanıyoruz. Müsaade eder misiniz, Yakup Kadri ile ben hayatınız ve eserleriniz hakkında bir kitap hazırlasak?
Bilardo istekasını bırakarak yüzüme baktı:
- Dün geceyi yazacak mısınız?
- Canım efendim, bu kadar hususiyetlere girmeye ne lüzum var?
-Ama bunlar yazılmazsa ben anlaşılamam ki..."
EOkul.Gen.Tr